yeni adresimiz…

yazılarımıza

http://www.helalinden.net

sitemizden devam edeceğiz.

görüşmek üzere…

Helal gıda bir Müslüman’ın olmazsa olmazıdır

Helal gıda bir Müslüman’ın olmazsa olmazıdır
İslam ülkelerindeki Müslümanların genellikle “Helal Gıda” konusunda rehavet içerisinde olduğunu söyleyen GİMDES Genel Başkanı Dr. Hüseyin Kamil Büyüközer’in Helal Gıda üzerine uyarıcı açıklamaları…
<!– –>
Perşembe 04.02.2010 – 10:10

GİMDES Genel Başkanı, Vakit okurlarına alış verişte nelere dikkat etmeleri gerektiğini şöyle açıkladı; “Alışveriş yaparken satın alacağınız ürünün içindeki maddeleri belirten etiketin bulunduğundan emin olun. Etiketi olmayan ürünü satın almayın. Daima etikette yazan maddeleri tek tek kontrol edin. Sakıncalı madde bulunan gıda maddesini satın almayın.”

Helal gıda tüketmenin bir Müslüman’ın hayat standardının olmazsa olmazı olduğunu belirten Büyüközer; “Müslüman’ın doğumundan ölümüne kadar helal dairesi içerisinde yaşamak en önemli hedefidir. Bu hedefinin en önemli halkası ise helal lokmadır. Boğazından geçecek her lokmanın hesabını Allah(cc)’a vermek zorundadır. Bu sebeple, bir Müslüman’ın yediği içtiği her lokmanın mutlaka helal olması şarttır” diye konuştu.

M. MUSTAFA UZUN

Helal gıda, birçoğumuzun ihmal ettiği ama asla ihmale gelmeyecek bir alan. Büyük çoğunluğun Müslüman olduğu bir ülkede yaşıyor olmak, bizi helal gıda hassasiyeti noktasında hakikaten rehavete sürüklüyor. Oysa bir süre yaşadığım gayri Müslim bir şehirde, Cape Town’da Müslümanlar inanılmaz bir şekilde yediklerine, içtiklerine dikkat ediyorlardı. İslami hassasiyeti çok fazla olmayanlar dahi buna dikkat ediyorlardı. Oysa Türkiye, “helal gıda” kavramını dahi yeni yeni duyuyor. Tarım Bakanlığı helal gıda sertifikalandırması konusunda hala ciddi sıkıntılar çıkartıyor. Bu anlamda bilinçli ve şuurlu kesimler henüz baskı unsuru olamadılar. Kitleler ne yediğinden, ne içtiğinden habersiz. Biz de Türkiye’de bütün zorluklara rağmen helal gıda sertifikası veren en yetkin kurum olan Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) Genel Başkanı Dr. Hüseyin Kamil Büyüközer ile “helal gıda” kavramı ve şu anda Türkiye’deki genel durumu hakkında konuştuk. Buyrun;

“HELAL GIDA” NEDİR?
Öncelikle “helal gıda” kavramı ile başlayalım isterseniz. Nedir bu “helal gıda”?

Helal, Arapça bir kelimedir. Yasal, meşru, geçerli manasınadır. Onun karşıtı olan Haram kelimesi ise yasal olmayan, gayrı meşru, geçersiz manasınadır. Yemek ve tüketmek için bir şey geldiği zaman helal şartı, Müslüman’ın olmazsa olmaz sınırıdır. Çok az istisnalarla, tüm saf ve temiz şeyler helal kılınmıştır. Helal öncelikle bir Müslüman’ın hayat standardının olmazsa olmazını teşkil eder. Doğumundan ölümüne kadar helal dairesi içerisinde yaşamak en önemli hedefidir. Bu hedefinin en önemli halkası ise helal lokmadır. Boğazından geçecek her lokmanın hesabını Allah(cc)’a vermek zorundadır. Bu sebeple, bir Müslüman’ın yediği içtiği her lokmanın mutlaka helal olması şarttır. Maddi ve manevi hayatının sağlıklı ve feyizli devam edebilmesinin en önemli güvencesi helal lokmadır. Bu, her şeyin üzerinde bütün Müslümanlar için bir iman meselesidir. Dünya üzerine yaşayan 2 milyar Müslüman’ı ilgilendiren bir konudur.

Haramlar belli midir?
Sayacağım istisnalar kesinlikle haramdır. Bunlar; “Domuz, domuz eti ve domuz ürünleri, İslamî usule göre kesilmemiş hayvanlar, kesilmeden önce ölmüş hayvanlar, Allah(cc)’dan başkası adına kesilmiş hayvanlar, Alkol ve tüm sarhoşluk veren maddeler, Etobur hayvanlar, yırtıcı kuşlar, sürüngenler, kan ve kandan yapılmış ürünler ve bu belirttiğim ürünlerden her hangi biri ile karıştırılmış gıdalar.

Bu kadar açık ve net mi?
Buna rağmen, pek çok şeylere açıkça helal, ya da açıkça haram denemeyebilir. Bazı şeyler tam açık bilinemeyebilir. Bunların sorgulanması gerekebilir veya helal mi, haram mı tespitini tam yapabilmek için daha fazla bilgiye ihtiyaç duyulabilir. Mesela sanayi ürünü gıda maddeleri, ihtiva ettikleri, jelatin gibi, enzim gibi, lesitin gibi, mono ve digliserid gibi katkı maddelerinin kökenleri hakkında veya üretim safhasında kullanılan yöntemler hakkında net bir bilgiye sahip olunamadığı zaman da şüpheli bir durum söz konusu olur.

ALDIĞIMIZ GIDALARDA NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?
Peki, bir Müslüman neden aldığı gıdaya dikkat etmek zorundadır?

Bugün, ister ülkemizde, ister bir başka İslâm ülkesinde ve isterse herhangi gayri müslim bir ülkede yaşayan bir Müslüman için marketlerin raflarını dolduran gıda maddeleri önemli bir farklılık arz etmemektedir. Hemen hemen hepsinin etiketlerine bakıldığında “içindekiler” başlığı altında ekseriya manalarını bilmediği, kelimeler ve işaretler yer almaktadır. Çünkü bugün dünyada “Gıda Teknolojisi”ni ve “Gıda Endüstrisi”ni gayri müslimler kontrol etmektedir. Çok sert ve kesin emirlere muhatap olduğu halde, bu konuda da Müslümanlar yaya kalmıştır. Ecnebi ülkelerde yaşayan Müslümanlar, azınlık psikolojisi içinde oldukları için çevrelerine karşı daha uyanık olabiliyorlar. Dolayısı ile Helâl Gıda arayışı konusunda da daha şuurlu ve metotlu çalışıyorlar. Hem Müslümanları bilgilendiriyorlar, hem uyarıyorlar, hem de Helâl Gıda temin edebilecekleri market, lokanta gibi yerleri bildiriyorlar. İslam ülkelerindeki Müslümanlar ise genellikle rehavet içerisinde. Bu konuda ne bilgilenmek için bir gayret gösteriyorlar, ne de alışverişlerinde dikkat ediyorlar.

Belli bir ölçü, işaret var mı?
Hayır. Bugün, gerek ecnebi ülkelerde, gerek İslâm ülkelerinde marketlerde satılan gıda maddelerini, Helâl olup olmama noktasında Müslümanlar için belgelendirecek resmi bir kuruluş mevcut değildir. Fakat dünya nüfusu içerisinde çok küçük bir yer tutan Yahudiler için Amerika, İngiltere gibi pek çok ülkelerde Yahudi dini kuruluşlarının kontrolünden geçmiş özel “Kosher” damgalı gıda maddeleri üretilmekte ve Yahudilerin kullanımına sunulmaktadır.

HELAL GIDA PAZARI 850 MİLYAR, PİYASASI İSE 2 TRİLYON DOLAR
Peki hocam Helal gıda olayını ticari olarak da ele alabilir miyiz? Pazar payı nedir, hedefler neler? Şu anda helal gıda piyasası ne durumda?

Konunun aynı zamanda ekonomik yönünün olduğunu da göz ardı edemeyiz. Bugün, zehirli ve zararlı madde içermeyen, hijyenik şartlarla hazırlanmış helal ürünler yalnızca gıda maddelerini kapsamıyor. Helal gıda ile başlayan helal ekonomisi; kozmetik sanayi, oyuncak sanayi, ilaç sanayi, finans, helal internet arama motoru, turizm sektörü ve perakende zincirlerine kadar yayılarak kendi oluşturduğu serbest piyasa ekonomisini büyütmeye devam ediyor. Helal gıda pazarının bu günkü değerinin 850 milyar ABD doları, tüm helal piyasasının ise 2 trilyon ABD doları civarında olduğu tahmin ediliyor. Araştırmalara göre dünyada helal ürünleri tüketen yaklaşık 2 milyar tüketici bulunuyor. Bu nüfusun 950 milyonu Asya’da, 450 milyonu Afrika’da, 350 milyonu Ortadoğu’da, 30 milyonu Avrupa’da, 10 milyonu Amerika’da yaşıyor. Müslüman olmayan ülkelerde de talep gören helal gıda sektörünün AB ülkelerindeki ekonomik büyüklüğü ise yaklaşık 70 milyar dolar. Pek çok ülke yalnızca gıdada 850 milyar (toplam helal ekonomide 2 trilyon) ABD dolarını aşması beklenen bu dev pazardan pay alabilmek için İslam ülkelerinde lobi faaliyetleri yürütüyor. Bu ülkeler arasında Amerika, Avrupa, Japonya ve Çin ülkeleri dikkat çekiyor.

Neden Helal Gıda sertifikası bu kadar önemli?
Globalleşen bir dünyada ülkelerin adeta bir birine bitişik köyler haline gelmesi, üretilen ürünlerin içerik ve üretim proseslerinin karmaşıklığı ve bu ürünlerde çoğunluk İslam dışı merkezlerin bilgi ve yöntemlerinin kullanılıyor olması Müslüman’ın inancına uygun ürün seçmesinde zorluklar oluşturmuştur. Bu sebeple, Helal sertifikalama, Müslüman için, kabul edilebilir gıdanın ve tüketilebilir ürünün üretilmesi için kaçınılmaz olmuştur. Bu husus dünyadaki 2 milyar Müslüman’ı ve de helal ürün yemeği tercih eden diğer milyonlarca insanı kapsamaktadır.

HELAL GIDA’DA BİRLİK OLUNAMAMASI EN BÜYÜK SORUNDUR
Helal Gıda ve Helal Gıda Sertifikasının önündeki en büyük engel nedir? Bunlar nasıl kaldırılmalı? Neler yapmak gerekli?

Dünyada helal gıdayla ilgili en önemli sorun helalin yorumunda bir birliğe varılamamış olunmasıdır. Müslüman olmayan ama helal gıdayı tercih eden ülkelerin de yer aldığı helal gıda pazarında yer almak isteyen ülkeler ve kuruluşlar helal sertifika konusunda belgelendirme yapıyor. Kültürel, coğrafi ve tarihi farklılıklarla oluşan sosyal yapıların gıda sektörüne yansımaları İslam ülkeleri arasında bazı standartlarda farklılıkları da beraberinde taşıyor. Dünyada helal sertifika veren kuruluşlar ağırlıklı olarak vakıf, dernek ve sivil toplum kuruluşu olarak görev yapıyorlar. Bu nedenle helal gıda sertifikası veren kuruluşların uygulamaları da logoları da birbirinden farklı. Helal gıda konusunda farklı yorumlar olması, karışıklığa da sebep olduğu için, birlik ve beraberliği sağlamak tek logo ve tek standart uygulayacak küresel bir çatı kurum oluşturma çalışmaları sürdürülüyor. Dünya Helal konseyi (WHC) gurubu sertifika veren kuruluşların başında geliyor. Helal gıda pazarının 1 milyar 400 milyonluk kısmı 57 ülkede yaşıyor. Güneydoğu Asya ve Orta Doğu ülkelerinin çoğu ithal ettikleri gıda ürünlerinde helal logosu arıyor. Şu anda helal gıda ticaretinin dünya helal gıda pazarının yaklaşık yüzde 10’unu karşıladığı bildiriliyor. Talebin yüzde 90’ının karşılanamamasının başlıca sebebi ise birçok Müslüman ülkenin gıda pazarının uluslararası ticareti yapılamayan basit ürünlerden oluşmasına bağlı olduğu belirtiliyor. Müslüman ülkelerde üretilen çok sayıda ürün kötü paketleme, istikrarsız arz ve sürdürülemeyen markalaşma yüzünden talep görmüyor. Ayrıca helal sertifikası bulunan her gıda ürünü de uluslararası pazarda kendisine yer sağlayamıyor. Helal ürünlerin kalite, güvenirlilik, paketleme ve etiketleme açısından evrensel standartlara sahip olması gerekiyor. Çok hassas değerler üzerine kurulu olan helal gıda zincirinde uyumluluk ve bütünlük çok önemli. Helal bütünlüğünün sağlanması için şirketlerin, birliklerin ve ülkelerin, farklılıkları birleştirici ortak bir zeminde buluşturulmaları gerekiyor. Diğer bir önemli sebep de 2 milyara ulaşan bir Müslüman nüfusun, tükettiği ürünler hakkında bilgisizlik ve bilinçsizlik içerisinde olmasıdır.
Bu sebepler de Müslüman’ın tüketmekte olduğu ürünlerin ekonomik, biyolojik ve kültürel içeriklerinin gayri müslimlerin kontrolünde kalmasına, bu da bu güçlerin ümmet üzerinde baskı oluşturmasına yaramaktadır.

DÜNYA HELAL GIDA FUARI TÜRKİYE’DE YAPILACAK
Yapmayı planladığınız Helal Gıda fuarında neler olacak?

Bu yıl 30 Eylül – 03 Ekim tarihleri arasında Allahın izni ile gerçekleştireceğimiz Dünya Helal Konseyi(WHC)’nin 2010 Kongresinin paralelinde CNR Fuarcılık Firması ile birlikte ilk Uluslararası Helal Ürünler (Gıda, Kozmetik, Temizlik ve Sağlık) ve Helal Finans Fuarını da İstanbul’da başlatacağız. Bu fuarda uluslararası akreditasyona sahip Helal Sertifika Kurumlarından Sertifika almış Firmaların ürünleri dünya pazarlarına tanıtılacaktır. Türkiye böyle bir fuara ilk kez ev sahipliği yapacağı cihetle ürünleri için ihracat planları olan Firmalarımızın bu fuara çok iyi hazırlanmaları, gerek firma ve gerekse Türkiye ekonomisi açısından büyük önem taşımaktadır. İlgili Kamu Kurumlarımız, Hükümetimiz ve Firmalarımız gereken alakayı göstereceklerini ümit ediyoruz.

HELAL GIDA İÇİN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?
Türkiye gibi bir ülkede giderek yaygınlaşan “domuz eti” ve benzeri haram gıdalardan korunmak için neler yapmak gereklidir?

Alışveriş yaparken satın alacağınız ürünün içindeki maddeleri belirten etiketin bulunduğundan emin olun. Etiketi olmayan ürünü satın almayın. Daima etikette yazan maddeleri tek tek kontrol edin. Sakıncalı madde bulunan gıda maddesini satın almayınız. Helal kesim et ürünü sattığından kesin olarak emin olmadığınız market veya kasaptan et almayınız. McDonalds, Burger King, Pizza Hut gibi fast-food lokantalarda çok dikkatli olun. En son açıklanmış helal-haram katkı maddeler listesini http://www.gidaraporu.com sitesinden temin ediniz. Özellikle şu ürünleri satın alırken dikkatli olun: Et ürünleri, peynirler, yoğurtlar, cipsler, kekler, pastalar, yemekler, margarinler, yağda kızartmalar, hazır çorbalar, krem şantiler, pudinkler, soslar, çikolatalar, şekerlemeler, dondurmalar, Hazır hamur yufkalar. Bilmediklerinizi sağlam bilgi kaynaklarına ulaşarak öğrenmeye çalışınız. Takva üzere yaşamak istiyorsanız, emin olmadığınız gıda maddelerini satın almayınız.

GİMDES NEDEN KURULDU
GİMDES genel hatları ile nelerle ilgileniyor? Alanı, hedefleri nelerdir?

GİMDES, bir ihtiyaçtan doğan dernektir. Bütün Müslümanların olmazsa olmaz yaşam şartlarının başında gelen helal ve sağlıklı gıda maddelerini araştırmak ve yasal çerçeve içerisinde helal sertifikalandırmak için 5 yıl önce kuruldu.

http://www.timeturk.com/Helal-g%C4%B1da-bir-M%C3%BCsl%C3%BCman%E2%80%99%C4%B1n-olmazsa-olmaz%C4%B1d%C4%B1r_111737-haberi.html

Banvitten helal gıda tepkisi…

Bir kaç senelik bir haber olmasına rağmen bu konunun devamını araştırmaktayım. Dilerim banvitten bu konuda başka bir açıklama gelmiştir. Ancak bu güne kadar malesef ben bu konu hakkında herhangi bir kaynak bulamadım.Hala araştırıyorum ancak helal gıda sertifikasına haraç niyeti ile bakan bir mantalite sitesinde tonlarca haraç belgesini yayınlamış ve hiçbiri hakkında bu şekilde bir tepki nedense göstermemiş. Karar sizlerin.


Banvit A.Ş. Genel Müdürü Ömer Görener, kamuoyunda ‘Helal gıda’ olarak bilinen, 2008’de uygulamaya başlanacağı açıklanan ‘Dini Usullere Uygun Gıda Standardı’yla ilgili olarak, ‘Uygulanması planlanan sertifikalandırma düzenini, üreticilerin sırtına yüklenecek ayrı bir haraç mekanizması olarak görüyoruz’ dedi.

Görener, yaptığı yazılı açıklamada, ‘Helal gıda sertifikası’nın uzun vadede İslam ülkelerinden oluşan komşu pazarlara yönelik gıda ihracatını artıracağı beklentisinin mevcut olduğunu, ancak bu çalışmanın bir de ‘Ticari sertifika pazarı’ boyutunun bulunduğunu bildirdi.

Diyanet İşleri Başkanlığının ‘Helal’ sertifikasını halen verdiğini, ‘Aslında meselenin Türkiye’de helal olan üretimin bir başka rüsuma, haraca bağlanması meselesi olduğunu’ savunan Görener, farklı ülkelerde ve dini toplumlarda bir takım ek standartların uygulandığını, arandığını bildiklerini belirtti.

Görener, Türkiye’de de çok uzun yıllardan bu yana markalı üretim gerçekleştiren gıda üreticilerinin, ürünlerin ambalajı üzerinde, ‘Ürünlerimizde domuz eti ve yağı yoktur’ veya ‘Ürünlerimiz İslami koşullara göre üretilmektedir’ ibarelerine yer verdiklerini dile getirdi. Bu ürünlerin hem yurt içinde hem de Arap ülkeleri de dahil yurt dışında pazarlandığına değinen Görener, şunları kaydetti:

yazının devamı için…

Besmelesiz kesim Haramdır…

Beyaz et sektörünün lider isimlerinden biri olan Beyza Piliç’in Genel Koordinatörü Necmettin Çalışkan’ın da daha önce ifade ettiği Helal Gıda çalışmalarında sona ulaşıldı. Standart taslağına göre, tavuk dahil her bir hayvanın kesimi sırasında ´´Bismillahirrahmanirrahim Allahu Ekber´´ denmesi gerekiyor.

Beyza Piliç Genel Koordinatörü Necmettin Çalışkan tarafından “Bu bir inanç meselesidir…” şekliyle değerlendirilen “Helal Gıda” uygulamasına dair son tabloda netleşen bilgiler kamuoyuna sunuldu.
Hatırlanacağı gibi, özellikle beyaz et sektöründe söz konusu olacak olan çalışmaya yönelik olarak konuşan Çalışkan, “geç kalınmış bir çalışma” olarak ifade ettiği konu için şunları söylemişti:

“Kuşkusuz bazı çevreler, laikliğin tutucu savunucuları, laikçiler, maalesef her konuda olduğu gibi, ülkemize çok lazım olan, çok acil olarak çözümlenmesi gereken bazı noktalarda da önümüze engel olarak çıkıyorlar. Şu an dünyanın pek çok batılı ülkesinde Helal Gıda Sertifikası bulunmaktadır. Yani sadece Müslüman ülkelerde değil batılı ülkelerde de bu durum aynen uygulanmaktadır. Çünkü bu bir inanç meselesidir. Onun için de her toplumda dindar, Müslüman insanlar olduğuna göre, Helal Gıda Sertifikası düzenleniyor. Ülkemiz bu konuda gerçekten de çok geç kaldı.

Türkiye’nin ihracattaki en önemli problemlerinden birisi, Helal Gıda Sertifikası’nın olmayışıdır. Yurt içi piyasasında da, insanlar, şahsen bildikleri, tanıdıkları firmalardan alışveriş yapıyor ama genel olarak Helal Gıda Sertifikası imkânı olmadığı için de, ön yargıyla hareket etmek durumunda kalıyor. Halbuki, bu sertifika bir şekilde düzenlense o zaman halkımız da çok daha rahat hareket etme imkanı bulacaktır. Hem katkı maddeleri konusunda hem de inanca ve insan tabiatına aykırı olan mamullerin tüketilmesi engellenmiş olacaktır.”

SÜREÇTE GELİNEN NOKTADA GELİŞMELER NE DİYOR?

Çalışmanın önemine dikkat çeken Beyza Piliç Genel Koordinatörü Necmettin Çalışkan’ın ifadeleri çerçevesinde ilerleyen süreçte, İslam Kalkınma Teşkilatı (İKT) bünyesinde çalışmaları yürütülen ”Helal Gıda Standardı”nın
ana hatları da belli oldu. Standart taslağına göre, tavuk dahil her bir hayvanın kesimi sırasında ”Bismillahirrahmanirrahim Allahu Ekber” denmesi gerekiyor.
Ülkelerin itiraz ettiği noktalara göre yeniden düzenlenen standarda, Ekim’de İstanbul’da yapılacak toplantıda son şeklinin verilmesi öngörülüyor.

İKT Standart Uzmanlar Komitesi’nin hazırladığı standart uygun bulunursa, İKT tarafından üye ülkelere dağıtılacak. Bu milli bir standart olmayacağı için, uluslararası ticarette, alıcı
ülkelerin, firmaların talebine göre satıcı firmalar tarafından uygulanacak.
Dünyada, helal belgesine göre yapılan ticaretin boyutlarının 600 milyar doları gıda olmak üzere, kozmetikler ve diğer tüketim maddeleri de dikkate alınırsa 2 trilyon dolara kadar
çıktığı tahmin ediliyor.

HAYVANLARIN KESİM ŞARTLARI

TSE, DTM ve TÜRKAK’ın da yer aldığı İKT Standart Hazırlama Komitesi tarafından hazırlanan ve Ekim ayında İKT Uzmanlar Grubu’na sunulacak helal gıda standardı taslağında en önemli bölümü, et ve et ürünleri üretimi amacıyla kesilecek hayvanların kesim şartlarına ilişkin düzenlemeler oluşturuyor.Kur’an ve Hz. Muhammed’in sözleri ve İslam’ın sünnetleri
yanında FAO bünyesinde hazırlanan Codeks Alimentarius ve diğer uluslararası hijyen kuralları da dikkate alınarak hazırlanan standart, İslami kurallara uygun olarak gıdaların, üretimi, depolanması, taşınması, pazarlanmasına ilişkin şartları düzenliyor.

Şimdiye kadar 2 kez görüşe açılan metin konusunda birçok ülkedeki İslam Enstitüsü ve Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan da görüş alındığı belirtildi.
Standartta, inek, bufalo, koyun, keçi, deve, tavuk, kaz, ördek, hindi gibi evcil hayvanlar yanında, antilop, geyik, vahşi inek, dağ keçisi, güvercin, serçe, bıldırcın, sığırcık,
deve kuşu gibi yırtıcı olmayan vahşi hayvanlar ve kuşlar ”helal hayvanlar” olarak kabul ediliyor.
Domuz, köpek ve cinsleri, Allah adına ve İslami kurallara göre kesilmeyen hayvanlar, ecelleri ile ölenler, helal gıda ile beslenmeyen hayvanlar helal kabul edilmiyor. Yırtıcı, kartal, şahin gibi avlanan kuşlar helal değil. Veba ve tehlikeli hastalık, toksik madde taşıyan hayvanlar, fareler, akrepler, yılanlar, kertenkele, salyangoz, böcek ve onların larvaları (iğrendirici hayvanlar), İslam’da öldürülmesi yasaklanmış hayvanlar, bal arıları, eşek, katır de helal kabul edilmiyor.
Helal olmayan hayvanla çiftleştirilerek elde edilen hayvanlardan sağlanan gıdalar, Allah’ın adını anmadan kesilen hayvanları tüketmek İslam’a uygun değil.

Suda yaşayan hayvanlar, zehirleyici, toksit maddeler taşıyan ve insan sağlığı için zararlı olanlar hariç, helal kabul ediliyor. Suda yaşayan toksik madde taşıyan hayvanlar, proses sürecinde zehirden arındırılırsa helal hale gelebilecek. Havyar helal gıda arasında sayıldı. Tüm pullu balıklar, onların yumurtaları, karidesler helal kabul ediliyor.Hem suda, hem karada yaşayan hayvanlar helal kabul edilmiyor.Toprakta üretilen ürünler helal. Her çeşit kan ve kandan üretilen ürünler helal değil.
İnsan ve hayvan vücudundan çıkarılan üre, plesanta, pislik, dışkı, kusma, insanın herhangi bir parçasının tüketilmesi helal değil.

HAYVANLAR DİNLENDİRİLECEK

Hayvanların nasıl kesileceği, kesim şartları ve kesim yapacak kişinin niteliklerine de ayrıntılı olarak yer verilen taslağa göre, kesim zamanı gelmiş, sağlıklı ve canlı hayvanların kesilmesi ve kesim sırasında hayvana işkence edilmemesi gerekiyor. Hayvanın kesilmesi için sağlıklı olduğuna dair veterinerlik kuruluşundan sertifika alınacak.

Hayvanlar helal gıda ile beslenecek. Uzun yolculuktan gelen hayvanlar, kesilmeden önce dinlendirilecek. Hayvanları kesenler yetişkin bir Müslüman olacak, bu kişi Müslümanlığın
temel kurallarını anlayacak ve ona göre kesecek. Kesim yapabilecek kişilerin bu konuda sertifikası olacak.Kesimhaneler, sadece helal hayvanların kesiminde kullanılacak. Kesim aletlerinin çelikten yapılması tercih edilecek. Kesimhaneler mevzuata uygun olacak.

Hayvanların kesimden önce uyuşturulması veya sersemletilmesi tavsiye edilmiyor. Sersemletilmemesi gerekiyor. Hayvanlar, elektrik şoku verildiğinde hala canlı olmalı ve elektrik şoku düşük voltajlı olmalı ve sadece başa verilmeli. Taslak metinde, hangi hayvana ne kadar süre ile ve ne şiddette elektrik şoku uygulanacağı da belirtildi. Kesime gidecek
hayvanların üzerindeki dışkıların kesimden önce temizlenmesi gerekiyor. Hayvanlar kesilirken birbirini görmeyecek ve kesilirken yüzleri kıbleye dönük olacak.

ALLAH’IN ADI ANILMAZSA HELAL DEĞİL

Hayvanlar kesilirken ”Bismillahirrahmanirrahim Allahu Ekber” denmeli. Allah’ın adı anılmazsa bu kesim helal değil. Bu ifadenin her bir hayvan için söylenmesi gerekiyor. Kesim bir darbede yapılacak, enseden başlayıp boyun yarılacak ve adem elmasına kadar gelecek. Hayvanın boynu, kanama bittikten sonra bedeninden ayrılacak. Kanamanın bitmesi ile ölümün kesinleştiği anlaşılacak.Kümes hayvanlarının da kesiminden önce veteriner tarafından
kontrol edilmesi gerekiyor. Kümes hayvanların kesiminde de İslami kurallara uyulacak. Mekanik kesimde operatör yetişkin Müslüman olacak. Kesici, her kesimde ”Allahu Ekber” diyecek. Hayvanların başından ayrılmayacak ve kesim bölgesinden ayrılınca, yeniden başlarken yine ”Bismillah Allahuekber” demesi gerekiyor.

Balıkların böyle kesilmesi gerekmiyor. Balıklar, sudan canlı çıkarılacak ve su dışında ölecek.
Yumurtalar helal hayvanlardan sağlanacak. Yumurta türevlerinin üretiminde helal olmayan ürünler kullanılmayacak.
Bal, polen, bal özü helal. Gıda üretiminde kullanılan ve insan sağlığına zararlı olmayan kültürler ”helal kültür” kabul edilecek.
Paketlemede kullanılan malzemeler de helal olacak. Helal olmayan parçalar paketlemede kullanılmayacak.

—————————————————————————————————————————————————

Kaynak:http://www.sokfm.com/habergoster.php?haber_id=1547

Darısı diğer tavuk üreticilerinin başına inşallah.

Misafir sohbetleri…01

Geçen gün bir arkadaşım ile sohbet esnasında Memleketimizde olanlara anlam veremediğini ve hemen hemen herkesin bir takım bozulma içinde olduğunu ifade etmişti. O konu hakkında ona açıklama yapmamıştım ancak kendisi tv deki dizilerden, eğitim sisteminden ekonomik krizden bahsetmişti neden olarak. İnsanların geçim derdi yüzünden çocukları ile uğraşamadığını ifade etti.

Deden nasıl yapmış acaba dedim ben de cevaben kendisine ?
Durdu baktı yüzüme.
Anlamaya çalışıyordu ne demek istediğimi. Belli ki çözemedi ve neden sordun bu soruyu bana dedi bir sessizlik sonrası.

Bildiğim kadarı ile babanlar çok kardeş ve sizde öylesiniz. Deden ve baban senin çekmediğin yokluğu çekti. Senin deyimin ile de finansal sıkıntıyı çok çektiler. Hatta onlar karne ile ekmek aldıklar yıllarca. Ama maşallah seni ve kardeşlerini o yokluğa rağmen çok iyi yetiştirdiler ve senin şuan işlerinde gayet iyi dedim.
Devam edecektim ki, önemli bir toplantıya gitmesi gerektiğini hatırlatan sekreterinin telefonu ile daha sonra devam etme kararı alarak sohbetimize ara verdik.

Evde otururken elime bir dergi geçti. Derginin kapak konusu da HELAL GIDA üzerine idi. Orada GİMDES Başkanı Sn. Hüseyin Kami BÜYÜKÖZER ile yapılan bir röportaj vardı. Okurken bu gün dostumuz ile olan sohbet geldi aklıma. Okumaya devam ettim hali ile…Dünya üzerinde ki helal gıda ve gıda güvenirliliği konusunda yapılan çalışmalardan bahsediyordu röportaj. Bir yerinde ise ;

‘O, dönüp gitti mi (yahut bir iş başına geçti mi) yeryüzünde ortalığı fesada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.(Sure 2,Ayet 205)’ .

Bugün insanlık eski isyanlarına ve karşılığında yaşadığı belalara tuz biber ektirecek büyük bir maceranın, felaketin girdabına sürüklenmek istenmektedir. Bu macera, bu felaket hayvan ve bitkilerin GENETİK YAPILARINI DEĞİŞTİRME yolu ile insan neslinin genetik yapısının kontrol altına alınmaya çalışılmasıdır.

İnsanlık bu felaketin farkına varmaya başlamıştır. Ancak bu felaketin altından İslamsız kurtulması ihtimali muhaldir. Organik Tarım Projelerinin bu sebeple GDO ile mücadelede bayrağı elinde tutan Avrupada dahi yüzde 100 gerçekleşebilme imkânını yakalayamamakta olduğu resmi raporlarda belirtilmektedir. .

Bütün insanlığın helal ve sağlıklı yaşam tarzının garantisi ancak embriyodan, tohuma kadar helal standardının uygulanması ile sağlanabilecektir. Allah(cc)’ın tüm insanlara hitabeden son Kitab’ındaki ayet de bu gerçeği açıkça ilan etmektedir: .

‘Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin. Şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size apaçık bir düşmandır.(Sure 2,Ayet 168)’ .

Röportajın küçük bir kısmında bu şekilde konuşuyor Sayın Hüseyin Bey. Ayetlerin mealinde bize çok net mesaj ve yol göstericilik var aslında.

Düşünmeye başladım. Bir yanda tv de bir çok konu işleniyor ancak ben onları görüyorum ama duymuyorum. Ben bakıyorm ama görmüyorum. Aklım başka bir yerde. Neden diye düşünüyorum tam bu sırada aslında.

Dün gece misafirlerimiz vardı. Ellerinde de bir takım misafirlik için aldıkları çok popüler ürünlerden bazıları. Biz onları yıllardır kullanmıyoruz. aslında bizi ziyaret edenler de bu konu hakkında ne kadar hassas olduğumuzu da biliyorlar.Fakat nedense damarlarında bu gıdaların katkılarının dolaşmasından mı bilinmez ancak bu gıdalar ve içeceklerden alıp yanlarında gelmişler. Ve genel olarak da bize ne olur ki ya bir kereden bir şey olmaz. Nasıl olsa siz bizim kadar kullanmıyorsunuz.

Problem aslında bu kadar basit değil ki. Neyse aldık sazı elimize.
Geçtik ekran başına.Misafirlerimiz okudu içecek ve gıdalar üzerinde ki içindekiler kısmında yazan maddeleri. Biz bulduk ve onlara okuttuk.

Buzdağının en tepesi idi bizim onlara gösterdiğimiz konu.

Alın elinize en basitinden bir çikolata ambalajı ve bakın bakalım dedik kendilerine. Sağolsunlar bizi dinlediler ve kırılmadan gıdaların ambalajın da sadece “Domuz ve Türevleri içermez” yada “Domuz yağı bulunmaz” ibaresi dışında bir ifadesi olduğunu farkettiler.

Ve helallik ve sağlıklı anlayışının sadece domuz ile kısıtlı olmadığını kendileri ifade ettiler. Uzun zamandır duydukları ancak bu güne kadar nedense pek üzerinde kafa patlatmadıkları bu konu hakkında biraz daha düşünme ve çalışmaya karar verdik. Nasıl olsa misafirliğe gelmişlerdi.

Herkesin ilgisini çeker bir hale geldiğinden baş köşelerimizde bulunan TV nin de kapatma düğmesine basıp başladık araştırmalarımıza…

devam edecek…

hadis – ikiyüzlülük

Hadis No : 1995

Ravi: Ebu Hüreyre

- Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde, Allah nazarında en kötü olanlardan bir kısmını da iki yüzlülerin teşkil ettiğini göreceksiniz. Bunlar bazılarına bir yüzle, diğer bazılarına da başka bir yüzle giden insanlardır.”

Kaynak: Buhari, Edeb 52; Müslim, Fedail 199, (2526); Muvatta, Kelam 21, (2, 991); Tirmizi, Birr 78, (2026);

yetim hakkı
Hadis : Cenab-ı Hakk`ın şu sözleri nazil olduğu zaman: “Yetim rüşdüne erinceye kadar, onun malına o en güzel olanından başka bir suretle yaklaşmayın”; keza “Yetimlerin mallarını haksız (ve haram) olarak yiyenler karınlarına ancak bir ateş yemiş olurlar. Onlar çılgın bir ateşe gireceklerdir” (Nisa, 10) yanında yetim bulunanlar hemen gidip yetimlerin yiyeceğini ve içeceğini kendilerinin yiyip içeceklerinden ayırdılar. Yetime ait yiyecek ve içeceklerden bir şey artsa ona dokunulmuyor, yiyinceye veya kokuşup bozuluncaya kadar saklanıyordu. Bu hal, bir kısım müşkilatlara sebep oldu. Durum Resulullah (sav)`a arzedildi. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: “Sana yetimleri sorarlar. De ki; “Onları faydalı ve iyi bir hale getirmek hayırlıdır. Şayet kendileriyle bir arada yaşarsanız onlar sizin kardeşlerinizdir” (Bakara, 220). Bu ayet üzerine yetimlerin yiyeceklerini ve içeceklerini kendi yiyecek ve içeceklerine karıştırdılar.”
HadisNo : 480

Hadis No : 0945

Ravi: Enes

- Resulullah (sav) buyurdular ki: “İnsanoğlunun herbiri hatakardır. Ancak hatakarların en hayırlısı tövbekar olanlarıdır.”

Kaynak: Tirmizi, Kıyamet 50, (2501); İbnu Mace, Zühd 30, (4251)

Boşanma oranlarımız neden bu kadar hızlı artıyor

Açıklanana en son istatistik değerlerine göre geçen sene 700 bin çift evlenmiş memleketimizde. Bu iyi haber. Kötü haber ise 100 bin çift ise boşanmış ve davası devam eden onbinlerce de çift varmış.

Peki ne oluyor bize acaba. Son yıllarda artan bir hızla ilerleyen boşanma oranı. Benim yakınlarım içersinde var bu durumda olan. Hem de 1 sene gibi kısa bir sürede bu boşanma işlemini ulaştılar. Çocuğu olupta boşananlar ise çoğunlukta.

Sanki evlilik değilde evcilik oyunu gibi bir şey.

Son zamanlar da ise televizyonda anormal derece de bir evlilik programı enflasyonu da var. Hemen hemen her kanal kendine göre bir evlilik programı yapıp ona göre insanları evlendirmeye gayret ediyor! Hemde GÖRÜCÜ usulü.

Neler oluyor bize. Yıllardır insanların görücü usulü evlenmelerine karşı çıkmış, onları aşağılamaktan hor görmekten başka bir şey yapmamışken şimdi aynı biz televizyon yardımı ile görücü usulü evlenme hizmetleri yapıyoruz.

Bir takım insanlar buna neden şu an tepki göstermez. İnanılmaz değil mi aslında ?

Tepkisiz. Daha önce yerle bir ettiği ve eleştirdiği bir olayı tekrarlayan bir topluluk olduk.
Merak edenler araştırsın ama boşanma oranında ki görücü usulü ile evlenenlerin oranı, flört ile evlenmişlere göre neredeyse yok denecek kadar az. Ki son on yıllardır özellikle anadolu da bu kültürü ortadan kaldırmak için her türlü propaganda yapılmış olmasına rağmen. Kadının güya ekonomik bağımsızlığını kazandığı kimseye muhtaç değil diyerek bir çocuk doğurduktan sonra hemen boşanma isteği ve eylemi.

Bu hale sadece televizyon, gazete, dergi gibi yazılı ve görsel enformasyon kanallarının etkisinin yanın da son zamanlar da özellikle eğitim şart felsefesi ile eğitilmiş düşün(e)meyen beyinler haline geldik. Ancak bu düşünemeyen beyinler sadece bunlar ile olmamalı. Sonuçta televizyonu hayatından çıkaran, gazete okumayan eğitimin şart olmadığına inanmayan bir kesim içinde de son zamanlar da boşanma oranı artmış durumda. Dolayısı ile bu nedenlerin dışında başka nedenler olmalı diye düşünmeye başladım son zamanlar da.
Ve sonun da gıdaların bu konuda anormal derece de etkisi olduğuna karar verdim.
İnanmıyorsanız gelişen ülkeler ve gelişmiş ülkeler deki boşanma oranı ile geri kalmış ülkelerdeki boşanma oranını bir inceleyin bakalım.
Aradaki fark sadece eğitim, ekonomi vs. değil aslında. Aradaki en önemli fark yenilen (tabi bulunup yenilebilen varsa) gıda da bir etken sanırım diye düşünmeye başladım ben.
Bozulan ve her geçen gün bir şekilde genetiği ile oynanarak bir takım deneylerin yapıldığı ve enteresan bir şekilde eşini dostunu kimseden kıskanamayan bir topluluk.

Bir düşünün bakalım kendinizi ve etrafınızdakileri.

Bu arada geçenler de gazeteye eleman ilanı vermiştik. Bir hafta boyunca yayınlandı ilanımız trajı yüksek gazetelerin birinde. Bir hafta boyunca bizi arayan eleman sayısı ise bu işsizlik rakamına göre çok gerilerde kalmış durumda. Yani sanki milletin iş derdi yok.
Aslında problem iş değil. Problem tembellikte. Yani çalışma isteğinin olmaması. İsteksizlik.

Bu da sadece enformasyon kanalları ile olacak bir durum değil. Zira bu durumdaki gençlerin bakmayın siz üstünde ki çakma markalara onların bir kontör alacak parası yok ama malesef iş de beğenmiyorlar. İki gün çalışıp iş bırakıyor ve işsiz kalıyorlar.

Acaba bunda da yediklerimizin bir faydası bir katkısı varmıdır ne dersiniz ?

Bu güne kadar bu konuda dikkatini çekmeye çalıştığımız etrafımızdaki hassas çevremiz olaya hep sağlık ve hastalık olarak baktılar. Karakterimiz ve alışkanlıklarımız değişti. Değiştirildi sanki.

Neyseki ünlü profesörlerimiz bizim yıllardır yapmaya çalıştığımız ikazları birazda ticari çıkarları nedeni ile televizyonlardan bangır bangır bağırmaya başladılar da insanlar evlerinde yoğurt nasıl yapılır diye merak edip kendi yoğurtlarını yapmaya başladılar. Bu da bir gelişme

Neyse Haydi kalın sağlıcakla.

Allah yar ve yardımcınız olsun.
Nasipse devam edecek….

Temel içeceğimiz COLA mı?

Cola. Nam-ı diğer coca cola yada pepsi cola. Yıllardır sofralarımızın vazgeçilmez içeceği olmuş, annemizin yaptığı ayranı çoktan rafa kaldırdığı gibi ev yapımı meyve suları, şıraları ve bunun gibi ne kadar faydalı içecek var ise tamamen soframızdan kaldırmış ne olduğu belirsiz ve içeriği firma tarafından kesinlikle açıklanma zorunluluğu olmayan tek içecek.

Ben şimdi gitsem bir meyve suyu çıkarsam ve bu iki firma gibi içeriğini beyan etmeden ürünü pazara sunmaya kalksam acaba neler olur. Dünyanın hemen hemen her yerinde (Mekkenin hemen yanın da bile) ki müslümanlar tarafından tamamen kanıksanmış ve olmazsa olmaz gıdalar dan biri olarak ramazan sofralarımız da ise büyük litreli olarak misafirlerimize şifa niyeti ile ikram ettiğimiz ulu içecek.

Son zamanlar da yerli üretim olarak muhafazakar kesimi daha da iyi sömürebilmek amacı ile yıllar önce yeşil sermaye olarak lanse edilmiş ancak şimdi simsiyah sermaye haline gelmiş olan firmamızda buna benzer bir cola sürdü piyasaya.

Coca Cola ve Pepsi arasında bile tat olarak fark olduğu aşikarken bizim yerli üretim de aralarında pazardan bir şekilde pay alma gayretinde oldu. Milyon Dolarlık tv reklamları sayesinde pazardan ve müslüman kesimin belli bir oranından da pay aldı. O günlerde ülkemde nedense colanın içersinde alkol var dedikoduları pek gündem de idi. Ben çıkarmadım bu dedikoduları ben sadece duydum. Ancak  sıvı içersinde ki alkolun miktar ve içeriğini tespit etmek günümüz şartlarında çok kolay iken bir müslüman evladının bu konuda herhangi bir çalışması olduğunu malesef duymadım. Afiyetle içtik sadece olurmu kardeşim müslüman memleketinde böyle şey olurmu güvencesi altında”…

Afiyet olsun kardeşim.

Keşke bana da bu kadar güvenebilseydin. Marka değilim diye sanırım. O kadar milyon dolarlarım olmadığı ve olamayacağı için de hiçbir zaman marka olamayacağım ve de sen bana hiç bir zaman güvenemeyeceksin.

Zaten müslüman olarak pek de araştırmaya vaktin yok. Düşmüşsün geçim derdine. Yorgun argın evine geliyorsun bir cola zevkin var onu da aldık elinden şimdi.

Sanki bir tek sen çalışıyorsun. Biz babadan kalma ile geçinmiyoruz ki. Bizde içtik o mereti yıllarca sonra araştırmaya başladık. Araşatırmalarımız öncesinde yediklerimizi sindirdiğini düşündüğümüz şeyin aslında sindirim ile alakası olmadığını aksine şişkinlik yaptığını farkettik.

Daha sonra şifanın colada değil az yemek de olduğunu öğrendik. Helal olanın da bu olduğunu tecrübe ettik. Çok yemenin hem hastalık hemde dinen sakıncalı görüldüğünü her fırsatta Peygamber’imiz tarafından uyarıldığımızı okuduk.

Vaktiniz  yok diye de elimizden geldiğince araştırma yapıp burada yayınlamaya çalışıyoruz işte. Sizinde bu güne kadar farketmediğiniz  bazı şeyleri farkedebilirsiniz belkide kimbilir.

Bunun yanın da internet ortamında çeşitli yerlerde cola içtikten sonra vücudda olan etkileşimler diye yazılar bulunmakta biz bunların son paragrafı ile ilgileniyoruz. Sizinde ilginizi çekebilmek içinde aşağıda yayınlıyoruz.

“Kafeinin diüretik özellikleri baş gösterir (tuvalet ihtiyacı).Buda vücutta depolanmış kalsiyum, magnezyum ve çinkonun da beraberce dışarı atılması demek. Bir süre sonra şeker ihtiyacını tekrar duymaya başlayacaksınız, kendinizi halsiz ve bitkin hissedeceksiniz. Vucüdunuzda kola ile alığınız bütün su tekrar dışarı atıldığı için sussuzluğunuzu tekrar hissedeceksiniz. Şeker ihtiyacını takiben, kafein isteği de başlayacak (sigaradaki gibi).from http://www.biyobilim.net”;

Demekki colanın sindirimimize faydası olmadığı gibi susuzluğumuzu gidermeyi bırakın aksine bizi daha çok susattığı bilimsel olarak da ispatlanmış ve yanında vücudumuz için gerekli olan çinko,magnezyum ve kalsiyumu da götürüyor.

Okuduğumuzu başkasının yerine de anlama imkanımız olmadığı için sizde okuduklarından başkaları da faydalansın istersen bir şekilde sitemizi tavsiye edebilirsin. Bunun yanın da bizim de bir şeyler öğrenmemizi istersen lütfen bize yazılarınızı iletin bizde burada yayınlayalım.

Allah yar ve yardımcınız olsun.

KOLA İÇİNCE VÜCUDUNUZDA NELER OLDUĞUNUN FARKINDAMISINIZ ?

Cola ve gazoz cinsi meşrubatların sağlığımız üzerindeki zararları hakkında yaptığımız bilimsel yayınlarımız toplum üzerinde önemli etkiler sağladıkça maalesef firmaların gerçeği saptıran reklamlara ve hediye yağmuru promosyonlara yöneldiklerini görüyoruz. Üzüntümüz bu aldatmacalara müteddeyyin satıcılarımızın ve tüketicilerimizin de hemencecik ram olmalarıdır. Kısa vadedeki küçük menfaatlere teslim olmakla uzun vadede kazanacakları büyük zarar ve veballeri akıllarına getiremiyorlar.

Sizi caydırıp tekrar cola ve gazoz bağımlısı yapmak için girdikleri şu telaşlar sizleri uyandırmıyor mu? Reklam için ve hediye promosyonları için yaptıkları bu ödemeleri ceplerinden mi ödediklerini sanıyorsunuz?. Bilesiniz ki sizleri kandırmak için yaptıkları her ekstra harcamaları da kuruşu kuruşuna yine sizlerin cebinden aşırmaktadırlar.

Siz siz olun bu yağmaya fırsat vermeyin. Market alışverişlerinizde bu ürünlere yer vermeyin. Bu ürünleri boykot etmeye devam edin. Eğer sağlığınızı ve çoluk çocuğunuzun sağlığını düşünüyorsanız…

Marketlere gittiğinizde kola ve gazoz cinsi meşrubatlardaki birbirinden cazip reklamların ve hediye promosyonların etkisi ile terar o ürünlerin bağımlısı olmaya meyletmeyiniz, elinizin tersi ile itip sağlığınızı, size emanet edilmiş çoluk çocuğunuzun sağlığını düşününüz.

Hala cola içmek istermisiniz? Yoksa yemek yemek için gittiğiniz restaurantda taze sıkma portakal ve nar suyumu sıktırırsınız veya ayran mı istersiniz?

Maalesef sıkma portakal suyu yok!! Diyen lokantaları, hala gözünüzün içerisine sokar gibi marketlerin en ön yerlerine dağlar gibi bu meşrubatları istifleyen marketleri protesto edin. Aksi halde bir daha gelmeyeceğinizi söyleyin. Sağlığınız sizindir. Sağlığınıza sahip olun.

Restaurantlarda ve marketlerde Cola, gazoz cinsi ne varsa önleyemiyorsanız tamam ama en azından Sıkma taze portakal, mandalina, kivi, havuç ve nar gibi suları da olsun. Bu meşrubatları talebediniz. Lütfen Sağlığımıza dikkat edelim. Bize emanet edilen bedenimize zarar verdiğini bile bile bir ürünü tüketmemizin haram olabileceğini aklımızdan çıkarmayalım.

Bir uzmanın konu ile ilgili açıklamasını tekrar tekrar okuyalım:

Prof. Dr. M Canan Efendigil Karatay
İç ve Kalp Hastalıkları Uzmanı
(barsakforum.com)

1. İlk 10 dakikada: Kanınıza hemen 10 çay kaşığı kadar şeker girer. Bu normal günlük dozun 100 katı kadardır. Bulantınızın olmamasının nedeni içinde bulunan ‘fosforik asiddir’.

2. İlk 20 dakikada: Kan şekeriniz aşırı şekilde yükselir. Bunun sonucu pankreasınızda aşırı derecede insülin salgılanır ve kan şekerinin fazlası karaciğerde yağ olarak depolanmaya başlar.

3. 40 dakika içinde: Kafeinin tamamı dolaşıma girmiş olur. Kan basıncı yükselir, karaciğerden daha fazla şeker yapılarak kana geçer ve kan şekeri tekrar yükselir.
4. 45 dakika içinde: Beyinde dopamin yapımı artar, mutluluk hissi başlar (eroinin etkisine benzer bir etki meydana gelir.)
5. 60 dakika içinde: Ani açlık hissi oluşur.
6. Kolaya ve tatlılara saldırısınız.
7. Bu kısır döngü devam edttiği süre karaciğer ve göbek yağlanması artar, vücudun tüm hücrelerinde LEPTİN ve İNSÜLİN DİRENCİ gelişir.
8. Şişmanlık Hastalığını başlatmıştır ve bütün dejeneratif hastalıkların nedenidir.

yazının orjinali için tıklayınız.

helal haram nedir biliyormuyuz?

Helal Nedir?

Helal meşru manasına gelen bir Arapça kelimedir. Allah (c.c.) Kuran-ı Keriminde Müslümanlara ve bütün insanlara helâl olan şeyleri yemelerini emrediyor. Bu mesajı bildiren pekçok ayetin arasında yer alan birkaç ayet meali şöyledir:

“Ey İnsanlar ! Yeryüzünde bulunan gıdaların güzel ve temiz olanlarından yiyin, şeytanın peşine düşmeyin, zira şeytan sizin apaçık bir düşmanınızdır.” (2/168)

“Ey İman edenler! Size verdiğimiz rızıkların iyilerinden yiyin, eğer siz gerçekten yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız, O’na şükrediniz” (2/172)

“Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin ve kendisine iman etmiş bulunduğunuz Allah’tan korkun.” (5 /88)

Aşağıdaki gıda maddeleri kesin Helâldir:

1. İnek,koyun deve ve keçi sütü
2. Bal
3. Balık
4. Sarhoşluk vermeyen bitkiler
5. Taze veya tabii olarak dondurulmuş meyveler
6. Yer fıstığı, antep fıstığı, fındık, ceviz gibi kabuklu ve reçineli meyveler
7. Buğday, arpa, pirinç, çavdar, yulaf gibi taneli gıdalar.

Sığır, deve, koyun, keçi, geyik, tavuk, ördek gibi hayvanların ve av kuşlarının etleri de Helâldir. Ancak İslâmi usule göre kesilmiş olmaları şarttır.

İslami usulle kesme ise şöyle yapılmaktadır:

Öncelikle hayvanı kesecek olan insan Müslüman olmalıdır. (Ehl-i Kitab da olabilir). Hayvan yere yatırılmalıdır. Gırtlağı üç ana kan damarının kesilebilmesi için keskin bir bıçakla yarılmalıdır. Hayvanın gırtlağının acı vermeden kesimi esnasında, kesen şahıs Allah’ın adını zikretmeli veya “Bismillah Allah-u Ekber” gibi duayı tekrar etmelidir.

Haram Nedir?

Haram; gayri meşru, meşru olmayan manasına gelen bir Arapça kelimedir. Kuran-ı Kerim ve Peygamberimiz (s.a.v.) in sünnetinin ışığında fakihlerin Haram olduklarında ittifak ettikleri maddeler aşağıda çıkarılmıştır:

1. Domuz
2. Kan
3. Et yiyen hayvanlar
4. Ölmüş hayvanın parçaları
5. İslâmi usulle kesilmemiş, eti helâl hayvanlar
6. Sürüngen ve böcekler
7. Şarap, Etil alkol ve İspirto

Yukarıda zikredilmiş maddeler Haramdır ve bütün müslümanlar tarafından kaçınılmalıdır.

“Ey İnsanlar! Yeryüzünde temiz ve helâl şeylerden yiyin, şeytana ayak uydurmayın, zira o, sizin için apaçık bir düşmandır.” (Bakara 168)

Ayet-i kerimesine dikkat edilirse Cenab-ı Hak bu husuta sadece Müslümanlara değil, bütün insanlara hitab etmektedir. Ayrıca Maide sûresi üçüncü ayetinde de Cenab-ı Zül Celâl hazretleri iman edenlere şöyle buyurmaktadır:

“Leş, kan, domuz eti, Allâh (c.c.)’dan başkası adına kesilenler, boğulmuş, bir yerine vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından yenmiş olanlar (canları çıkmadan önce kesmemişseniz) ve dikili taşlar üzerinde boğazlananlar haram’dır.”

Helâl ve haram hususunda İslâm’ın temel kaideleri ise şöyledir:

1. Helâl eşyanın aslındadır.
2. Helâl ve haram kılma hakkı yalnız Allah (c.c.) ındır.
3. Helâl’i haramlaştırmak, Allah (c.c.) ‘a ortak koşmanın eşidir.
4. Haram emri, bir şeyin çirkin ve zararlı oluşuna göredir.
5. Helâl’de, haram’dan kaçınmak için her şey vardır.
6. Harama götüren herşey haramdır.
7. Haramı helalleştirmek için hile yapmak haramdır.
8. Sadece iyi niyet haramı helal yapmaz.
9. Şüpheli olan herşeyden kaçınmak esasdır.
10. Haram herkes için haramdır.
11. Zaruretler mahzurları mübah kılar.

Kısaca özetlersek:

Helal olma şartları:

Alkol kullanmadan, eti helal ve kesimi İslami usulle yapılan hayvani veya bitkisel tabanlı katkı maddeleri yüzde yüz helal kabul edilir.

Haram olma şartları:

Yenmesi haram kılınmış veya kesimi İslami usulle yapılmamış hayvani kaynaklı veya bitkisel olduğu halde alkolle muamele görmüş maddelerden yapılmış katkı maddeleri kesinlikle haram kabul edilir.

Şüpheli olma şartları:

Yenmesi haram kılınmış veya İslami usulle kesilip kesilmediği, bitki kökenli olduğu halde alkolle muamele yapılıp yapılmadığı bilinmeyen katkı maddeleri de şüpheli kabul edilir.

yazının orjinali için

şimdi bu öğrendiklerimizi artık hayatımız da uygulama zamanıdır. Belki bu güne kadar bilmediklerimizden bir şekilde sorumlu olabilirken şimdiden sonra bildiklerimizden ve bildiğimiz halde uygulmadıklarımızdan sorumlu olacağız.

Allah yar ve yardımcınız olsun.

her geçen gün bilinç artıyor…

Bu yola çıktığımız ilk günlerde ne işiniz var yahu kafayımı yediniz müslüman ülkede bu tip işler olurmu diye bizi eleştiren dostlarımız dan artık bir takım yanlış bildikleri doğrular! yüzünden ne kadar hatalar yaptıklarını itiraf etmelerinin yanın da bizim de ne kadar doğru yolda olduğumuzu tescillemiş oldu.

Ve bu günden sonra bu basit site ve diğer sitelerimizden aldığımız olumlu tepkiler nedeni ile bundan sonra elimizden geleni daha da fazla arttırarak boşa harcadığımız vakitlerden biraz daha ayırarak bu ve bunun gibi sitelerin artması için elimizden geleni yapacağız.

Toplum olarak her gün alışveriş yaptığımız büyük alışveriş merkezlerinde neden mescidiniz yok sorgulamasını bile yeni yeni yapan bir topluluk olarak nedense kullandığımız gıdalar ve yiyecekler için helal mi diye sormanın daha çok erken olduğunu biliyoruz. Ancak gıdalarımız ve temel ihtiyaç maddelerimizde ki bozulma o kadar hızlı artıyor ki bizim de en az o kadar hızlı hatta daha hızlı olmamız gerekiyor ki yılların tahribatını telafi edip en azından çocuklarımızın bizden daha şuurlu olarak yaşamalarını temin için yapabileceklerimizi yapabilmek niyetindeyiz.

Bu günlerde artık kullandığımız gıdalara ait etiketlendirme yönetmeliğinde de bu konularda gelişmeler olacağına dair olumlu gelişmeler olmakta. Bildiğiniz üzere Etiket Yönetmeliği gereği gıda maddeleri üzerinde helal haram ifadeleri şuan için kullanılamamakta.

Ancak GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği) olağanüstü gayretleri gereğince sertifika alan firma sayısı her geçen gün artmakta. Halihazırda sertifika almış firma sayısı şuan için 20 ye ulaşmış durumda. Ve gimdes yetkilileri ile yaptığımız görüşmeler neticesinde denetim bekleyen, denetim sonrası tespit edilen eksiklikleri gideren ve sertifika almak üzere olan onlarca firma olduğunu öğrenmek bizleri yürekten sevindirmiştir.

Önümüzdeki günlerde sertifikanın firmalar tarafından sadece ihracat amaçlı olarak değilde etiket yönetmeliğinin değişmesi ile yurtiçi pazar ve vatandaşlarımızın KOSHER sisteminde olduğu gibi kullanımına müsait hale getirilmesi çalışmalarına iştirak etmek en büyük görevimiz haline gelmiştir.

halihazırda sertifika almış olan firmaların listelerine ulaşmak için aşağıdaki linke lütfen tıklayın.

GİMDESİN İHRACATA DÖNÜK HELAL SERTİFİKA UYGULAMASI KAZANDIRIYOR

Gayret bizden olacak, nasipse gerisi de yaratandan.

Allah yar ve yardımcınız olsun…

saygılarımızla…

« Older entries

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.